Erasmus Rotası
günlüğümden bir sayfa

Polonya'ya İlk Gidişim: Bir Erasmus Yolculuğu Nasıl 30 Saatlik Maceraya Dönüştü?

Kaçırılan bir aktarma, kırılan bir valiz tekeri ve Varşova Havalimanı'nda geçirilen bir gece — Erasmus'a giden yolculuğun 30 saatlik gerçek hikâyesi.

Polonya'ya ilk kez giderken kafamda son derece düzgün bir plan vardı.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan sabaha karşı çıkacak, Ankara Esenboğa aktarmalı olarak Krakow'a uçacak, oradan FlixBus'a binip Lublin'e geçecektim. Hesaplarıma göre gece 12 civarında üniversite yurdumda olur, valizlerimi bırakır ve yeni Erasmus hayatıma sakin bir başlangıç yapardım.

Tabii ki hiçbir şey böyle olmadı.

Yolculuğum sabaha karşı 04.00 civarında başladı. İlk uçuşum İstanbul'dan Ankara'yaydı. Ardından saat 11.00'de Esenboğa'dan Krakow'a giden uçağa bindim ve öğleden sonra 14.00 civarında Polonya'ya indim.

Planlanan yolculuk vs. gerçek yolculuk

İlk uçuş
İstanbul → Ankara, 04.00
İkinci uçuş
Ankara → Krakow, 11.00
Krakow'a varış
~14.00
Planlanan Lublin varışı
Aynı gece, 00.00
Gerçek Lublin varışı
Ertesi sabah

Buraya kadar her şey şaşırtıcı derecede yolundaydı.

Uçuş sorunsuz geçmişti, pasaport kontrolünden geçmiştim ve telefonumda Orange Flex eSIM bulunduğu için internetim de hazırdı. İlk kez tek başıma yurt dışına çıkmış biri için fazla iyi gidiyordu.

Evren de muhtemelen tam o sırada “Biraz bekle” dedi.

İlk hasar: Valizin tekeri

Uçaktan indikten sonra valizlerimi aldığımda, valizlerden birinin tekerinin koptuğunu gördüm.

Yanımda iki büyük valiz ve bir sırt çantası vardı. Valizlerden birinin artık teknik olarak valiz değil, yerde sürüklenen bir yük ünitesi hâline gelmesiyle birlikte toplu taşıma kullanma cesaretim azaldı.

Krakow'daki FlixBus durağına taksiyle gitmeye karar verdim.

Normalde daha uygun bir ulaşım seçeneği araştırabilirdim. Ancak ilk yurt dışı deneyimimdi, yanımda üç parça eşya vardı ve tek istediğim her şeyin sorunsuz ilerlemesiydi.

Spoiler: İlerlemedi.

📝 İlk yurt dışı uçak biletimi nasıl aldım?

Bilet fiyatı, alım zamanı, bagaj hakkı ve toplam gerçek maliyeti anlatan ayrı bir yazı yakında burada.

İkinci hata: Havalimanında döviz bozdurmak

Polonya'daki ilk finansal kararım da çok parlak değildi.

Havalimanındaki döviz bürosunda bir miktar euroyu Polonya zlotisine çevirdim. Neyse ki bütün paramı çevirmedim; yalnızca taksiye yetecek kadar bozdurdum.

Bugün aynı yolculuğu tekrar yapsam, havalimanındaki kur farkını önceden kontrol eder ve ödeme seçeneklerini daha iyi planlardım.

İnsan ilk Erasmus gününde yalnızca ülke değiştirmiyor. Aynı zamanda kısa süre içinde döviz kuru, taksi, bagaj, SIM kart ve hayatta kalma ekonomisi konusunda hızlandırılmış bir eğitim alıyor.

Taksiyle sorunsuz şekilde FlixBus durağına ulaştım. Biletim telefonumdaydı ve QR kod üzerinden kontrol edildi.

FlixBus'larda Türkiye'de alışık olduğumuz şekilde bir muavin bulunmuyor. Genellikle yalnızca şoför oluyor. QR kodun doğruysa bileti okutuyor ve otobüse biniyorsun. Ekstra bir konuşmaya çoğu zaman ihtiyaç kalmıyor.

Benim asıl sorunum, konuşmaya ihtiyaç duyduğum anda başladı.

📝 Krakow Havalimanı'ndan FlixBus durağına nasıl gidilir?

Taksi, toplu taşıma, bagajla ulaşım ve gece saatleri için tahmini süre — ayrı bir rehberde.

Ben İngilizce, şoför Lehçe

Otobüs şoförü İngilizce bilmiyordu. Ben İngilizce bir şeyler sormaya çalışıyor, o bana Lehçe cevap veriyordu.

İkimiz de son derece kararlı bir şekilde kendi dilimizde konuşuyor ama iletişim kuramıyorduk.

Bir noktadan sonra soru sormayı bırakıp Google Maps üzerinden nerede olduğumuzu takip etmeye başladım. Yol ilerliyordu, ben de sonunda Lublin'e varacağımı düşünerek heyecanlanıyordum.

Derken otobüs durdu.

Önümüzde trafik vardı ve uzun süre kimse hareket etmiyordu. Anonslar yapılıyordu ancak doğal olarak tamamı Lehçeydi. Ben de etrafıma bakıp insanların yüz ifadelerinden olayın ciddiyetini anlamaya çalışıyordum.

Sonradan öğrendim ki Polonya'ya indiğim gün çiftçiler protesto düzenliyordu. Traktörlerle yollara çıkmışlar, bazı yollar kapanmış ve güzergâhlar değişmişti.

Ben daha Polonya'daki ilk günümde kendimi ülke çapındaki bir protestonun ortasında bulmuştum.

Aktarma otobüsünü kaçırdım mı? Muhtemelen

Yolculuğum aktarmalıydı. Yaşanan gecikme ve rota değişikliği nedeniyle ikinci FlixBus'umu büyük ihtimalle kaçırdım.

“Büyük ihtimalle” diyorum çünkü o anda tam olarak ne olduğunu hiçbir zaman anlayamadım.

Telefonda biletimi kontrol ediyor, gelen otobüslere bakıyor ve şoföre bir şeyler sormaya çalışıyordum. Fakat ortada açıklayabildiğim veya bana açıklanabilen bir durum yoktu.

En sonunda Varşova Havalimanı'nda indim.

Diğer FlixBus'u beklemeye başladım. Uygulamayı kontrol ettim ama otobüs görünmüyordu. Havalimanına gelen her yeşil otobüsü görünce umutlanıp yanına gidiyor, ardından o otobüsün Lublin'e gitmediğini öğreniyordum.

Bir süre sonra gerçekten çaresiz kaldım.

Dışarıda hava kararmıştı, yağmur başlamıştı ve ben 24 saatten uzun süredir uyumamıştım.

Sonunda havalimanının içine girip durumu kabullendim:

“Tamam, bu geceyi burada geçireceğim. Sabah hava aydınlanınca tren, taksi veya başka bir şey bulurum.”

📝 FlixBus ile ilk yolculuğumda öğrendiğim şeyler

QR bilet, bagaj, aktarma ve gecikme durumunda ne yapılır — ayrı bir rehber olarak yakında.

Varşova Havalimanı'nda yalnız kalmak

O sırada moralim ciddi şekilde bozulmuştu.

Ailemi arıyordum ama onlar Türkiye'deydi. Durumu bilmeleri bana manevi olarak iyi geliyordu fakat doğal olarak kilometrelerce uzaktan gelip beni alamazlardı.

Sonra Wroclaw'da yaşayan kuzenimi aradım.

Durumu anlattım ve gelip gelemeyeceğini sordum. Üstelik kolu kırıktı ve araba kullanması onun için de kolay değildi. Dışarıda deli gibi yağmur yağıyordu ve aramızda saatlerce yol vardı.

Buna rağmen yaklaşık üç dört saat sonra arabayla yanıma geldi.

Saat gece 03.00 veya 04.00 civarıydı. Ben bir günden uzun süredir uyumamıştım, kuzenim de saatlerdir araba kullanıyordu. Onu gördüğüm anda bütün stresim bir anda azaldı.

Artık en azından yalnız değildim.

Polonya'daki ilk yemeğim: Döner

Önce Varşova'da bir şeyler yemeye gittik.

Polonya'daki ilk yemeğimin pierogi, żurek veya başka geleneksel bir Polonya yemeği olduğunu söylemek isterdim.

Ama döner yedim.

Varşova'daki Sapko Kebab isimli yere gittik. Yaklaşık 30 saatlik yolculuğun ardından Polonya'daki ilk yemeğim gece döneri oldu.

Açıkçası o anda Michelin yıldızlı bir deneyim beklemiyordum. Sıcak, yenilebilir ve önümde olması yeterliydi.

Yemekten sonra kuzenim beni Varşova'nın en bilinen yapılarından biri olan Kültür ve Bilim Sarayı'nın önüne götürdü. Gece vakti, uykusuz ve yol yorgunu hâlimizle bir fotoğraf çektik.

Ardından Lublin'e doğru yola çıktık.

Planlanan varış: Gece 12. Gerçek varış: Ertesi sabah

İlk planıma göre gece 12 civarında Lublin'deki yurdumda olmam gerekiyordu.

Gerçekte ise ertesi sabahın erken saatlerinde Lublin'e ulaşabildim.

Bir uçuş, kopan valiz tekeri, havalimanı döviz bürosu, İngilizce bilmeyen şoför, çiftçi protestosu, kaçırılan aktarma, Varşova Havalimanı, yoğun yağmur ve gece dönerinin ardından Erasmus şehrime varmıştım.

İlk yurt dışı yolculuğum bana daha ilk günden şunu öğretti:

Ne kadar iyi plan yaparsan yap, işler değişebilir. Önemli olan her şeyi kontrol etmek değil; bir şeyler ters gittiğinde çözüm bulabilmek.

Bugün aynı yolculuğa çıksam daha az eşya alır, havalimanında döviz bozdurmaz, aktarmalar arasında daha uzun süre bırakır ve mutlaka alternatif ulaşım seçeneklerini önceden kaydederdim.

Ama her şey sorunsuz ilerleseydi, bugün anlatacak bu hikâyem de olmazdı.

Polonya'ya ilk gelişim kesinlikle kolay değildi. Fakat Erasmus deneyimimin bana öğreteceği bağımsızlık, problem çözme ve “Bir şekilde hallederiz” yaklaşımı daha ilk günden başlamıştı.

🎒 Tekrar yapsam…

  • Valizde tekerlek garantisi diye bir şey yok — kabin bagajını daha hafif tutardım.
  • Havalimanı döviz bürosunda sadece acil ihtiyaç kadar bozdururum, gerisini şehirde/ATM'de çekerim.
  • Aktarmalı FlixBus/otobüs yolculuklarında arada bolca tampon süre bırakırım.
  • Yerel dilde birkaç temel cümleyi (veya çevrimdışı çeviri uygulamasını) önceden hazırlarım.